Kültürel Mimarlık Üzerine / theMagger

2016 yılında kurulan Desmus, özellikle performans mekânları, eğitim kurumları ve kültür-sanat yapıları gibi projelerde uzmanlaşan bir tasarım, mimari, mühendislik ve planlama ofisi. Yurt içi ve yurt dışı pek çok noktada mimariyi kültür ve sanatla buluşturan yaratıcı ofis Desmus’a merak ettiklerimizi sorduk. Hazırsanız başlayalım.

https://www.themagger.com/desmus-kulturel-mimarlik-roportaj/


“İyi bir kültür sanat merkezi inşa etmek” Desmus için bu cümle ne anlama geliyor? Mimari ve tasarım ekibiniz bu alanda nasıl bir rol oynuyor?


“İyi”nin manası görece gelebilir fakat biz burada, optimum deneyim mutluluğunu kast ediyoruz. Kültür-sanat merkezi denilince herkesin aklında bir görüntü canlanıyor. Belki akla, farklı büyüklüklerde birkaç salondan oluşan, güzel bir fuayesi olan, bazen tiyatroların bazen konserlerin olduğu çok fonksiyonlu alanlar geliyor. İşin başlangıcına baktığınızda ise pek çok parametre var. Tasarımını yapacağınız yapı tam olarak neye hizmet edecek bilmelisiniz. Bunu bildiğinizde ondan faydalanacak kişilerin ve o merkezi yönetecek kişilerin deneyimlerini en iyi düzeye taşımak üzere çalışırsınız. Örneğin, bir opera binası yapılıyorsa bu salonun akustik tasarımı tamamen bu sanat dalını taşımak yönünde ayarlanmalı. Çünkü, bir operanın, bir senfoni orkestrasının ve bir tiyatro topluluğunun o salondaki akustik alanındaki beklentileri birbirinden çok farklıdır. Şayet aynı salonda çoklu türde etkinlikler yapılması planlanıyorsa akustiğin yine uyarlanabilir optimumda tasarlanması gerekir. Sözün özü, buradaki “iyi” sıfatının altında çok detay yatıyor; uzman görüş ihtiyacı bulunuyor.


Kültürel mimarlıkta uzman bakış açısı nelere fayda sağlıyor? Bulunduğu alan, mahalle ve şehre nasıl katkılar sunabilir?


İlk sorunuzda bununla ilgili biraz fikir vermiş olduk aslında ama genelde aklınıza gelmeyecek bazı alanları düşünen ekip biz oluyoruz; o merkezi işletecek ekibin çalışma koşulları, çalışma alanları, izleyicinin vakit geçireceği fuaye alanlarının konumlandırması, salonlarda bulunan koltukların güvenli aralığı ve yerleşimi vb.


Bizim ekibimizin tasarım yaklaşımıyla nihai noktada o kültür sanat merkezinin bulunduğu şehirde ve mahalledeki topluluklara en iyi hizmeti sunması sağlanıyor. Oralardaki halk, sanatı nasıl izleyeceğini, ne şekilde bir ortamda, hangi sanat dalının icra edileceğini deneyimleyerek öğreniyor. “Yurt dışında şu şehirdeki tiyatroda inanılmaz bir oyun izledim” demek yerine insanlar, kendi yaşam alanlarına yakın bölgede sunulan imkanları yaşama ve iyi prodüksiyonları buralarda deneyimleme, tatma imkanı buluyorlar. Kültür ve sanat yönünden toplumların gelişimi için bu yapıların oynadığı rol ise yadsınamaz.


Bir tasarım projesi anlaşmasını yaptıktan sonra attığınız ilk adım nedir?


İlk adımımız tüm paydaşların bir araya gelmesini rica ediyor ve tasarım ekibimize akıllarındaki, hayallerindeki tamamlanmış binayı anlatmalarını istiyoruz. Tasarım çalışmaları öncesinde fiziki şartlar tabii ki önemli bir etken olsa da en öncelikli konumuz her zaman binanın kullanım amacının belirlenmesi, hangi etkinliklere hangi sıklıkla ev sahipliği yapılacağı konusunda kararın verilmesi üzerine yoğunlaşıyor.


Kültürel mimaride kadın bakış açısının önemi nedir? Ya da böyle bir ayrım olduğuna inanıyor musunuz? Ekibinizde nasıl bir denge kurmaya çalışıyorsunuz?


Çalışma ve sosyal hayatımızın her noktasında olduğu gibi toplumsal cinsiyet eşitliğini önemsiyor ve önceliğimiz yapıyoruz. Buna ihtiyaç var. Kadın ya da erkek, iyi tasarımcıların, deneyimli gözlerin, işlerimize büyük değer kattığını düşünüyorum. Fakat bir yandan, kadın profesyonellerin, yaratıcılarımızın daha çok platform bulmasına da olanak sağlıyoruz. Dengeyi kurmak çok önemli. Desmus ekibinin %80’i kadın. Bununla da gurur duyuyoruz.


İstanbul’un kültürel mirasında çok önemli bir rolü olan AKM’nin tasarım danışmanı rolünü üstlendiniz. AKM’deki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz? Biz sanatseverlerin daha iyi bir deneyim yaşayacağımızı söylüyorsunuz. Nasıl olacağını anlatabilir misiniz?


AKM projesi için yaklaşık 4 yıldır çalışıyoruz. Bizim için zorlu fakat bir o kadar da keyifli bu projeye emek vermekten dolayı son derece mutluyuz. Ana mimarı Tabanlıoğlu Mimarlık ile birlikte Kültürel Mimari Tasarım Danışmanlığı rolümüzle beraber çalıştık ve buraya kadar muhteşem bir proje oldu. Orijinal bina projesini çok değiştirmeden, daha iyi ve yeni bir AKM oluşturduk. AKM içerisinde kültürel mimari kapsamında opera salonu, tiyatro, çok amaçlı salonlar, sinemalar, prova odaları, sergi alanları gibi performans mekanları olacak.

1976 yılında yapımı tamamlanan, Nijerya National Theatre’ın yenilenme sürecinde çalıştığınızı öğrendik. Buradaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?


Nijerya’da Lagos bölgesinde yer alan National Theatre restorasyonu en yeni ve farklı bir heyecanla yürüttüğümüz projelerimiz arasında yer alıyor. Bu mekan hem etkinlik hem de spor tesisi olarak hizmet vermesi planlanan, tüm ülke paydaşlarınca oldukça önemsenen bir proje. Kültürel mimari tasarımı kapsamında çalışmalarımıza devam ediyoruz. Tamamlandığında kıtanın en önemli kültür sanat etkinlik mekanlarından biri olacak.


Bir kültür sanat merkezi inşa ederken salonun koltuk sayısını nasıl belirliyorsunuz?


Salon koltuk sayısı aslında çok hassas bir konu. Ne kadar çok koltuk olursa o kadar bilet satışı ve daha fazla gelir gibi bir bakış açısı olmakla beraber aslında en optimum koltuk sayısı her etkinlikte ortalama en çok doluluğu sağlayacak koltuk sayısıdır. Yani her etkinlikte tam dolu koltuk kapasitesi sağlanamasa da boş koltuk sayısının mümkün olduğunca az olmasını sağlamak hem görsel hem de sanatçı motivasyonu için önemli bir etken.


Tasarım açısından ise proje alanının fiziki kapasitesi tabii ki öncelikli etken. Koltuk yerleşimi için belirlenen uluslararası standartlar çerçevesinde bir planlama yapmak gerekiyor. Ayrıca salonun ev sahipliği yapacağı etkinlik çeşidi de önemli bir konu. Örneğin 2.500 kapasite üzerinde bir opera salonu yapamazsınız. Bu gibi etkenleri bir araya getirdiğimizde tasarım için en optimum sonuca ulaşmak için çalışıyoruz.


Tamamladığınız projelerin ardından sanatçıların, seyirci ve mekan işletmecilerinin nasıl yorumlarını alıyorsunuz? İşinizin sonucunu en iyi gördüğünüz noktalar neler?


Projelerimizin hayata geçirilip hem işletmeler ve sanatçı hem de misafirler tarafından kullanılmaya başlandığını gördüğümüzde en keyifli anları yaşıyoruz diyebiliriz. Almış olduğumuz geri bildirimin olumlu yönde olmasıyla bu keyif daha da artıyor tabii ki. Her projede olduğu gibi zamanla iyileştirilmesi gereken, güçlendirilmesi gereken alanlar kullanım tecrübesine göre şekilleniyor. Bu gibi ihtiyaçlar doğduğu zaman da projelerimize destek oluyoruz.

Gelecek projelerinizle ilgili de haber vereceğimiz bir şeyler var mı?


Nijerya National Theatre projemiz ile birlikte yurt dışı işlerimize ağırlık vermeyi planlıyoruz ve görüşme halinde olduğumuz birkaç proje var. Yurt içinde ise hem kültür-sanat yapıları hem de spor alanları için farklı projeler ile görüşmelerimize devam ediyoruz.


Üniversitelerin hangi bölümlerinden mezun olup bu işi yapabiliriz? Akustik ve teknolojik alt yapıyı iyi öğrenmek için nasıl bir öğrenim görmek gerekir? Bu alanı geliştirmek için gençlere önerileriniz neler olur?


Mimarlık eğitiminin yanı sıra kültürel mimari kapsamında değerlendirebileceğimiz akustik konular, teknolojik ses, ışık, video altyapısı, sahne mekaniği gibi konular ile ilgili ek dersler, kurslar, uzmanlık eğitimleri ya da akustik mühendisliği eğitimi almak önemli. Özellikle sahne mühendisliği alanında, mutlaka uygulamanın da içinde yer almak da kültürel mimari alanında çalışmak için öğrencilere çok önemli katkılar sağlayabilir diye düşünüyoruz.